search
menu
person

NEWS AND UDATES


12:43
ULUSALCI İŞTAHLA TARİH YAZMAK .Ali Meymandar.

Ali Meymandar

ULUSALCI İŞTAHLA TARİH YAZMAK

 

Tarihsel bir olayı irdelerken, tarafsızlık ilkesine uymadan olumlu sonuçlar elde etmemiz mümkün değildir..Zazaların bugün yaşadıkları coğrafyanın, dünyanın en zor coğrafyası olduğunu söyliyebiliriz. Neolitik dönemin ortaya çıktığı Fırat-Dicle arasındaki bu bereketli topraklar, ilk hayvan ve bitkinin evcilleştirildiği, yazının bulunduğu, önemli bir bölge olması açısından onlarca medeniyete ev sahipliği yapmıştır,. Buda ulusalcıların iştahlarını kabartmak için yeterli bir sebeptir, sümerler, hititler,akadlar vb. daha nice medeniyetlerin kendi medeniyetleri olduklarını kanıtlamak için tarihi adeta ters yüz etmişlerdir. Ulusal hareketlerin tarihin belli bir döneminde ortaya çıktığını biliyoruz, fakat belirli bir dönemde ortaya çıkan ulusal hareketleri besleyen duyguların tarihi daha eskidir. Geçmişte yaşanan acılar, sevinçler, ulusal gelişimi besleyen önemli ögelerdir.

Zazalarda uluslaşma sürcinin Türk ve Kürt ulusalcılığına göre bir asırlık bir geçikme yaşadığını görüyoruz. Bu geçikmenin önemli nedenlerinden biri tarihi çok eskilere dayanan dinsel ayrışmalardır. Uzun bir süre önce ortaya çıkan dinsel ayrışmanın, Zaza halkının ortak duygu ve beklentilerini zedelemiş, hatta ortaya çıkardığı farklılıklar bugün bile ulusal bir birlikteliğin önünde engel teşkil etmektedirler. Birinci dünya savaşı sonrası ortaya çıkan yeni Cumhuriyete önemli itirazlar, Zaza kökenli dini önderler tarafından yapılmıştır. Zazalar yaşadıkları topraklarda hem alevi kesimde hemde sunni kesimde öncü bir rolü üstlenmişlerdir.

Bu isyan ve sonrası yaşanan kıyımlar istisnalar dışında Zaza halkına yapılmıştır., İsyanlar her ne kadar dinsel ögeleri agırlıklı olarak barındıroylarsada, bu isyanlara katılanların tamamına yakının Zaza kökenli olması dolayısı ile Zaza isyanı diyerek dogru bir tarihi tespitte bulunmuş oluruz...Bu isyan ve devamında yaşanan kıyım ve sürgünlerde Zaza halkının bugün bile üzerindeki ölü toprağı savurması önünde engel gibi durmaktadırlar. Bir asır önce uluslaşmaya başlamış türk ve kürtlere nazaran, Zazalar da bir asırlık geçikmenin nedenlerini iki katagoriye ayırabilir. 1-Uzun süre önce ortaya çıkan dinsel ayrışmanın yarattığı farklılıklar. 2- Son yüzyılda yaşadıkları katliam, sürgün ve baskılar sonrası daha bir eksilen kimlik bilincidir. Türk ve Kürt ulusalcılığı ilk 1880´lerde gelişmeye başlarken,, Zaza uluslaşma süreci üzerindeki ölü toprağı ancak 1980´lerin başında atmaya başlamıştır. Bugünde bu ölü toprağı tamamı ile atmış sayılmazlar, çünkü asırların biriken sorunları ile karşı karşıyadırlar.,

Kendi içsel sorunları ile boğuşmak ile birlikte, Türk ve Kürt ulusalcılarının baskı ve inkar politikalarına karşıda direnmek zorundalar. Son on yılda bira zda teknoloji ve iletişiminde gelişmesi ile çok önemli kazanımlar elde ettiler ve Uluslaşma süreçlerine hergün yeni bir tuğla ekliyerek ilerlemekteler.

TÜRK ULUSALCI İŞTAHI

Türk ulusalcıları Osmanlının ümmet anlayışını kurtuluş savaşı sürecinde, kuracakları Ulus Devleti için basamak olarak kullandılar. Türk ulusalcıları cumhiriyeti kurarken ilk icrahatları, Zaza halkına baskı, sürgün ve katliam oldu. Bir yandan katliamlar ve sürgünler devam ederken, Türk olmanın kutsal bir aidiyete sahip olmak olduğu, diğer aidiyetler (Zaza,Kürt, Laz) Türk olmanın aksine, utanc verici, cahil, görgüsüz, gelişmemiş toplumlar olarak empoze edilmeye başlandı. Bu propagandaların izlerini bugünde görebilmek mümkündür, hatta bir Zaza, Kürt, laz da kendi kimliğini tarif etmekten utandığı ve bir eziklik yaşadığına bugün bile tanık olabiliyoruz. ´´Vazifemiz türk vatanı içinde bulunanları, mutlaka türk yapmaktır. Türklüğe ve Türkçülüğe muhalefet edecek unsurları kesip alacagız. Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız nitelikler herşeyden evvel o adamın Türk ve Türkçü olmasıdır´´ (Başbakan Ismet Inönü 1925) İsmet inönü´nün kürt kökenli olması da bir başka vahim durum..

Katliam ve baskılar ile Türklüğü dayatan diğer kimlikleri inkar yolunu seçenler, Türklük adına binlerce mahsun insanı kimini katlederek kimini sürgüne göndererek kendi kültürel degerlerinden kopardılar. Farklı etkin kimliğe sahip ulusları, bir yandan sustururken diğer yandan da, yere göğe sığdıramadıkları Türklüğü kutsuyan düzmece bir tarih yazmaya başladılar.. 2 temmuz 1932´de Ankara´da ilki düzenlenen Türk tarih kongresine Atatürk izleyici olarak katılmıştı, bu kongreler sonucunda ortaya çıkan abartı dozu yüksek Türk tarih tezleri uzun bir süre okullarda da ders olarak okutuldu..

Türk tarih tezlerindeki kabarık iştah.. Bugünlerde çoğumuzun bildiği tarih Sümerler ile başlar gerçeği, o dönem tarih Türkler ile başlar olarak sunulmuşdu. Tarih´in Türkler ile başladığı fikri, Türklerin Osmanlının yıkılması ile yaşadıkları yenilginin sindirilemeyişi olarak düşünebiliriz. Dünyanın diğer bölgelerinde insanlar paleolitik çağı yaşarken, Türkler orta asya da dokuz, on bin yıl önce hayvanları ve bitkileri evcilleştirmiş, yazıyı bularak neolitik çağın öncüleri olmuşlardır. Türkler bunun ile de kalmamışlar, ortaya çıkardıkları bu medeniyeti henüz paleolitik çağı yaşıyan dünyanın diğer topluluklarına da yedi koldan dünyaya yayılarak ulaştırmışlardır. Bugün dünya üzerindeki Sümer, Akad vb.. aklınıza gelebilecek bütün uygarlıkların ana kaynağı Türklerdir.,,

O dönem Türk Tarih kongresinde bulunan ve ulusalcıların ütopyalarına şaşıran, bir kaç tarihçi itirazda bulunmuştu, fakat Atatürk´ün baskısı ile onlarda istemeden sessiz kalmışlardı. Bu hırs ve ulusal iştah ile yazılan tarih, toplumun zihninde etkisinin bugün de devam ettiği büyük travmalara yol açmıştır. Bir türk dünya ya bedel, / Türküm, doğruyum, çalışkanım, / yüzde yüz türk olduğunda dünya senindir vb. söylemler bir çok insanın ırkçı ve sadist bir piskolijiye sahip olmalarına neden olmuştur. Bu piskolijinin vardığı ırkçı noktayı, birazda Atatürk´ün Türk´lük tarifinden bakalım. ´´Kanını taşıyandan başkasına inanma.´´ ´´Dünya üzerinde Türk´ten daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir.´´ ´´Türkiye türklerindir.´´ ´´Hayattaki yegane üstünlüğüm Türk doğamaktır.´´ Bu tekçi egemen anlayış, ortaya çıktığı günden günümüze kadar geçen süreçte, sınırları içerisinde yaşıyan farklı etnik unsurlara kan kusturmuştur..

Dersim ve şex said olayları her ne kadar dinsel öğeler barındırıyor olsalar bile isyana katılan ve katledilenlerin tamamına yakını Zaza kökenli olmaları nedeni ile yapılan katliamların Zaza halkına yapıldığını söylemek mümkündür. Bir yandan katliam ve baskılar ile farklı kesimlerin ulusal gelişimleri engellenmek istenirken, diğer yandan bu farklı kesimleri Türklük potasında eritmeninde yolları aranmıştır.

Türkiye sınırları içerinden yaşıyan herkes Türktür söyleminden yola çıkarak Zaza ve Kürtlerin Türk olduğuna dair tarih tezleri hazırlanmış, Türk olmak bir üstünlük nedeni sayılmış, bunun dışında bir kimlik aramak ise hainlik olarak beyinlere empoze edilmiştir. Kısacası Türk ulusal iştahı buğünde hale çok kabarık ruh haline sahiptir...Zaza ve Kürtlerin Türk olduğuna dair tezlerin, bugün Türk kökenli dürüst tarihçilerde sadece asimilasyon amaçlı öne sürüldüklerini açıkca ifade ediyorlar..Bu tezlerin çürüdüğünü bu nedenle Türkçü tezler üzerinde uzun uzadıya durmaya gerek de yoktur.

 

KÜRT ULUSALCI İŞTAHI

Türk tarih tezleri önemli ölçüde çürüdü, fakat Kürt ulusalcıları Zazalar konusunda Türk tarih tezine paraler bir bakış açısını bugün de sürdürmeye ısrarla devam etmektedirler. Türk ve Kürt ulusalcılığının tekçi ve dayatmacı anlayışı açısından, Zazalar bugün ötekinin ötekisi olma durumundalar. Kürt ulusal tarihini ilk A.öcalan´ın Avrupa Insan Hakları mahkemesine ilettiği sunumunda okuyabiliyoruz. Türk tarih tezlerinde Türkler Orta Asyadan yedi koldan yayılarak, bütün toplumlara medeniyeti götürmüşlerdi. A, Öcalan´ın tarih tezinde ise Kürtler mezopotamyanın yerleşik halkı olarak, bitki ve hayvanları evcilleştiren, neolitik çağın yaratıcıları olduğunu ve Avrupa medeniyetininde burdan beslendiğini kabul etmeliyiz uyarısında bulunuyor.. Sümerler sümerce konuşurdu, bugün yaşıyan dillerin hiç birinin Sümerce veya Sümercenin devamı olduğunu iddia etmek için, sanırım son yüzyılda ortaya çıkan ulusal iştahına sahip olmak gereklidir.. Şimdide kürt Ulusalcılarının, Zazalar dair oluşan ruh halini irdeliyelim.. Lehçeci yaklaşım. Günümüzde de bir çok Kürt tarihçisinin referans olarak kullandığı Şerefhan´ın 15´inci yüzyılın sonlarına doğru yazdığı Kürt tarihi (Şerefname) kitabında Kürt dil gruplarını sıralarken Zazaca veya dımlice diye bir lehçeden bahsetmiyor. ´´Kürtler, dilleri ve gelenekleri yönünden birbirinden farklılaşan dört ayrı gruptan oluşurlar: birinci grup Kurmanç, ikinci grup Lor, üçüncü grup Kelhor ve son olarak dördüncü grup Goran.´´ ´´Bir ulusun gerçek yurdu, onun dilidir. Dil ulusal dileği belirten güçlü bir varlıktır.

Ulusal dil yok olunca, ulusal duygu çok geçmeden yitirilir´´(Alexander von Humbolt) Dört yüzyıl önce Şerefhan´ın Zazaca´dan habersiz olduğunu söylemek sadece gerçekleri kabul etmemekte ısrar etmektir. Yaşadığı bölgenin sınırları içerisinde konuşulan bu farklı dilden haberinin olmadıgını düşünmüyorum, birde Kurmanci / Kürtçe dışındaki lehçeleri konuşanlar Zazaca konuşulan bölgelere nazaran Şerefhanın yaşadığı bölgelerden çok uzaktırlar. Bu gerçekleri bir kenera bırakarak, Türk tarih tezlerini kopyalarak, Zazalar adına bir tarih tezi yazmak için çok büyük bir iştaha sahip olmayı gerektirir.. Altan tan kürt tarihini yazarken, kılasik Kürt ulusalcılarından biraz farklı bir belirlemede bulunmuştur.. ´´Kurmanci (Kürtçe) ve Pehlevice (Zazaca, Goranice) tıpkı Fransızca ve İtalyanca gibi, artık aynı dilin lehçeleri değildirler, iki bagımsız dil niteliği kazanmışlardır.´´ Bu gerçeklere karşın, bazı Kürt ulusalcıları bunlarda genelde kendini Kürt gören Zaza kökenliler, büyük ihtimal Zazacayı Goranca içinde görmüş gibi basit savunmalar yapmaktalar. Bu kesimin Zazaca çalışmalarında, orjinal Zazaca kelimeri kullanmak yerine lehçeci tezlerinin içini doldurmak adına Kürtçe kelimeleri Zazaca diye kullanmaktalar.. ´´Dili bir kelime daha fakir kılmak, bir ulusun düşüncesini bir kavramdan yoksun bırakmaktır´´ ( Artur schopenhauer) DIMLİ / DÜMBÜLÜ AŞIRETİ Kürtlerin geçmişlerinde Zaza izine bulamıyan Kürt ulusalcıları, tıpkı Türk tezlerindeki iki Türk boyu Zazalar ve Kürtler teorisine benzer bir teoriyi, bir Kürt aşireti Zazalara evirmişler. Güney Zazaları ve Dersimde kısmen Zazalar kendilerini dımli diye tanımlarlar, bu tanım Zazalar için daha çok bölgesel bir tanımdır. Kürt Ulusalcıları bu tanımdan yola çıkarak, Dımli ile bugünde Azerbeycanda bir kesimin mensubu olduğu Dünbüli aşireti ile ilişkilendirmektedirler. Bu iddia sahipleri Dünbüli aşiretinin bir Kürt aşireti olduğunu dolayısı ile dünbüli bugünkü son kullanılan şekli ile dımli olduğunu öne sürmektedirler.

Şuan Azerbeycanda bulunan dünbüliler Türkçe konuşmaktadırlar., Elbette bugün asimile olduklarını söylenebilir, o zaman biz de dünbülilerin tarihteki izlerini takip edelim. 15´inci yüzyılın sonlarında Şerefhan Dünbülilerden çokca bahsetmiş.. 1-Dirde kalesi; Tanzi bahiyelerinde olup burada oturanların bir kısmı Arap´tır. Tuhayri, Safan ve Beni Ubade gibi. Bu yöredeki Ermeniler´in çoğu Arapça konuşurlar. Kabile ve aşiretleri şunlardır. Dünbüli, Noki, Mahmudi, Şeyh Tereni, Masıki, Reşıki, Mıh Nehran, Peykan, Belasturan, Şirviyan, Duturan. Esasında Dünbüli ve Mahmudi aşiretleri. 2- Güvenilir ravilerin naklettiklerinden anlaşılmaktadırki Dünbüli beylerinin soyu Şam Araplarından İsa adında bir adama ulaşır. Diğer bir rivayete göre bu adam Ömeriye cezire´si halkından olup, Azerbeycan yörelerine göç etmiş, dönemin sultanları kendisine Hoy´a bağlı Sökmenabad Nahiyesi´ni ocaklık olarak vermişler ve o da oraya yerleşmiştir.

Şerefhan Dünbüli aşireti için Kürt olduklarını bile söylemiyorken, modern Kürt teorisyenlleri Dünbülileri önce Kürt daha sonra Zaza yapma çabalarının nedenini anlamak hiçte zor olmasa gerek... Kürt Ulusalcıları, Zaza ulusuda kendi kaderini tahin etme hakkına sahiptir dediği gün bizler geçmişte yazılan Türk güneş dil teorisine bugün Türk tarihçileri ile birlikte nasıl gülüyorsak, yarında Kürt tarihçileri ile birlikte Kürt tarih tezlerine gülecegiz diye düşünüyorum.. Halkların talepleri karşısında durmanın imkansız olduğunu en iyi Kürt siyaseti yapanlar bilmeliler..bilmiyorsalarda zamanla öğrenecekler diye umuyorum..

kaynakça:

1-Şerefhan / Kürt tarihi

2-Altan tan / kürt tarihi

3- Cemil Koçak / Tarihin buğulu aynası

4-A.öcalan / Avrupa insan hakları sunumu (2001)

5-Şerafettin Turan / M.K.Atatürk, Söylev (Nutuk)

6- I.İnönü´nün 1925´de Türk Ocaklarında yaptığı konuşma..

Bu yazım 29,05, 2015 tarihinde www.siverekhaber.net sitesinde yayınlanmıştı

 

Категория: TARİX | Просмотров: 117 | Добавил: tmmrtalish | Рейтинг: 0.0/0
Всего комментариев: 0
avatar
https://www.accuweather.com/az/az/lankaran/29090/daily-weather-forecast/29090